|
Tweet |
Türkiye’nin birçok bölgesinde yıllardır süregelen “taziye evlerinde yemek verme” geleneği, özellikle dar gelirli aileler üzerinde ciddi bir maddi yük oluşturmaya devam ediyor. Bir yakını vefat eden aileler, acılarının en yoğun olduğu günlerde misafir ağırlama baskısıyla borçlanmak zorunda kalabiliyor; kredi çekme, hatta tefecilere başvurma gibi istenmeyen yollara sürüklenebiliyor.
Son dönemde milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve bazı bakanlar; radyo, televizyon, yerel gazeteler ve sosyal medya üzerinden yaptıkları açıklamalarla, ölü evlerinde günlerce yemek verilmesinin doğru bir uygulama olmadığına dikkat çekiyor. Taziye ziyaretlerinin temel amacının, aileye destek olmak ve başsağlığı dilemek olduğu vurgulanıyor.
Buna rağmen pek çok yerde büyükbaş ya da küçükbaş hayvan kesilerek, kasaplardan et alınarak yemek ikramı yapılmaya devam ediliyor. “Ayıp olur” kaygısıyla bu geleneği sürdüren dar gelirli aileler, çoğu zaman altından kalkamayacakları bir yükün altına giriyor. Uzmanlar ise bu uygulamanın ne dini ne de insani bir zorunluluk olduğunu, aksine yas içindeki aileyi daha da zorladığını ifade ediyor.
Yetkililerin çağrısı net: Taziye evlerinde kazanların kaynaması, etli yemekler hazırlanması ve uzun süreli ikramlar yerine; sadece dua edilmesi, bir bardak çay ikramı ile başsağlığı dileklerinin iletilmesi ve ziyaretlerin kısa tutulması. Ölü evinde bir–iki saatlik ziyaretle aileye manevi destek olunmasının hem toplumsal hem de ahlaki açıdan en doğru yaklaşım olduğu belirtiliyor.
Bu yaklaşımın toplumsal bir farkındalık kampanyasına dönüşmesi gerektiği vurgulanırken, zengin–fakir ayrımını derinleştiren bu geleneğin son bulmasının özellikle dar gelirli aileler için büyük bir rahatlama sağlayacağı ifade ediliyor. “Yardım” adı altında yemek yenilmesi ya da para verilmesi yerine, kimsenin bu yönde beklentiye girmediği bir taziye kültürünün oluşturulması hedefleniyor.
Valilikler, kaymakamlıklar, bakanlıklar, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderlerine bir kez daha çağrı yapılarak, bu konuda ortak bir duruş sergilenmesi isteniyor. “Taziye, yük olmak için değil, acıyı paylaşmak içindir” anlayışının yaygınlaştırılmasıyla, ölü evlerinde yemek verme geleneğinin son bulabileceği ifade ediliyor.